
"Hiç kimse görmek istemeyen kadar kör değildir". Bu söze bayılıyorum. Çünkü ortada olan ama görmek istemeyenlerin görmediği bir hakikati gayet veciz şekilde tek cümleyle ifade ediyor. Eğer bir insan, sizin anlatmak istediğiniz şeyi anlamamaya kendini şartladıysa; sizin buna karşılık yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur. Sansür karşıtı gruplarda "laf anlatmaya" çabaladığım zamanlarda, "insanların fikirlerini değiştirebileceğinizi mi zannediyorsunuz?" misillü sorulara beni muhatap edenlere anlatamadım bunu: Ben anlamak istemeyenler için değil, aslında anlayıp da sürüye aykırı olmayı göze alamayanlar için bir kapı açmaya çalışıyorum. Doğruluğuna inandıkları her şeyi dogma telakki edenler hedef kitleme girmiyor. Bu makale de -diğerleri gibi- onlara hitap etmiyor zaten.
Bu mecburî girişten sonra, asıl konumuza gelelim.
Sevgili dostlar,
"Sansüre EVET!" sloganıyla ortaya çıktığım günden bu yana çok zaman geçmedi. Ama çok sayıda tepki aldım. Bu tepkiler, amacımı/şuurumu tahlil etme maksadı güden sorularla birlikte geliyordu genelde. Benim "troll" olmadığımı bilen, sansür taraftarlığından bir "çıkar"ımın olmadığından haberdar olan kişilerin kendilerine güvenerek ve alacakları cevaplardan emin olarak sordukları iki soru vardı:
- "Sen Youtube yasağını destekliyor musun yani?"
- "Google yasağını da mı destekliyorsun??"
Bir kez de burada cevaplamak istiyorum söz konusu soruları:
Youtube yasağı, 5816 sayılı kanuna muhalif olduğu söylenen bir video yüzünden ortaya çıkmış bir "skandal"dır. 'Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun" başlığını taşıyan bu maddenin varlığı bile komiktir. Ama Mustafa Kemal'e "bu adam" diyen Atilla Yayla'nın mahkum edildiği ülkemizde, hiç "değmeyecek" bir konuda riskli yorumlar getirerek mahkum olmaya hiç gerek yok. Dolayısıyla kanunu kurcalamayalım ama şunu da eklemeden geçmeyelim: 1 tanecik video yüzünden koca bir sitenin tamamen kapatılması saçmadır.
Sansür taraftarlığımı deklare ederken,
buradaki yazımda açıkça şunu söyledim:"
Herhangi bir kişi ya da kurum hakkında, hakaret ya da küfür içermeyen her türlü görüş, düşünce fikir özgürlüğü kapsamında değerlendirilmelidir." Yeterince açık değil mi?
Peki bu "sınırsız özgürlük" alanı açan bir görüş müdür? Tabii ki değildir!
Haydi "Youtube yasağını destekliyor musun" komikliği konusunu kapatalım. Şimdi mevcut konudan, "Sansüre EVET!" sloganımızı destekleyecek argümanlar çıkaracağız. "Sansür"ün aslında ne kadar da "normal" ve "yaygın" olduğunu farkedip şaşıracak belki bazıları.
Ben Youtube'un tamamiyle kapatılmasını saçma buluyorum fakat -son bendi hariç- 5651 sayılı kanundaki bütün sebeplerden ötürü videoların sansür edilmesinde, silinmesinin istenmesinden hiçbir sakınca görmüyorum.
Youtube'un Türkçe versiyonu olmadığından ötürü belki birçok insan farkında değil ama bu sitedeki her videonun altında "Flag as inappropriate" şeklinde bir ibare vardır. Bu şu demek: "Eğer bu videodaki içeriğin UYGUNSUZ olduğunu düşünüyorsanız bize haber verin". Adı geçen butona tıkladığınızda, sizden detay vermenizi isterler. Şöyle ki:
1. Cinsel içerik
>> Grafik halinde cinsel aktivite
>> Çıplaklık
>> Çıplaklık yok ama MÜSTEHCEN
>> Diğer cinsel içerik
2. Şiddet veya tiksindirici içerik
>> Yetişkin kavgası
>> Fiziksel saldırı
>> Gençlik şiddeti
>> Hayvan istismarı
>> İğrenç içerik
3. Nefret uyandıran ve istismar eden içerik
>> Nefret ve şiddete teşvik eden içerik
>> Zorbalık
4. Zarar verici tehlikeli hareketler
>> Uyuşturucu istismarı
>> Ateş ve patlama istismarı
>> Diğer tehlikeli hareketler
5. Çocuk istismarı
6. İstek dışı reklam (spam)
>> Kiteleye hitap eden reklam
>> Aldatıcı tazı
>> Aldatıcı küçük resim
>> Dolandırıcılık
7. Hak ihlali
>> Telif hakkımı ihlal ediyor
>> Özel hayat teşhiri
>> Diğer yasal iddialar
Acaba "sansür karşıtı" gruplara üye olanlardan kaçı yukarıda Youtube'ta yer alan "uygunsuzluk" başlıklarına KARŞI tavır takınır söyler misiniz bana? Yukarıdaki başlıklarda yer alan kategorilere karşı çıkmak eğer "lümpenlik", "gericilik", "skolastik kafalı olmak" vb. ise, ben bütün bu sıfatları kabul ediyorum!
"Youtube Topluluk Prensipleri" (Youtube Community Guidelines)
linki, sansür karşıtlarını daha da dehşete düşürecek ifadelerle dolu. Müsait bir zamanda bu metni elimden geldiğince çevirmeye çalışacağım.
Şimdi bazı içten pazarlıklı okuyucularımız şunu diyecek "Youtube özel bir site, ticari bir kuruluş, bir şirket... Sansür ise toplum ile alakalı bir konu. Sap ile samanı birbirine karıştırmıyor musun?"
Cevap: Birkaç milyon kullanıcıdan müteşekkil ve sadece birkaç milyonluk "sanal" kullanıcıyı nizam içinde yönetme amacını taşıyan bir şirket dahi bazı PRENSİPLER doğrultusunda kullanıcılarını yönetecek de, koca bir ÜLKEYİ yöneten kişiler her türlü prensipten vazgeçip, anarşizm yanlılarının istediği gibi SINIRSIZ ÖZGÜRLÜK mü verecekler insanlara?
Geçiniz dostum, geçiniz.
İkinci husus, "Google sansürü".
Bu hususta yaşananları Genneration adlı online gazete/dergideki
buraya tıklayarak ulaşabileceğiniz yazıda gayet kronolojik ve kapsamlı olarak anlatılmış. Şaşırmayacağınız üzere "sansür karşıtı" bir paradigmayla kaleme alınmış yazı. Fakat yine de gerçek, her yerde gerçektir. Şu gerçekten bahsediyorum: Google'ın, Youtube için yasaklanan IP'leri farklı servislere kaydırarak, bahsedilen servislerin (Google docs, maps vs.) SANSÜRLENDİĞİ illüzyonunu oluşturması hayli amatörce bir piyesti. Haydi piyes demiyelim, arkasında art niyet aramaya çok müsait bir durum ortaya çıkardı.
Ama durum kesinlikle "Google yasaklandı!" diye veryansın edip, konuyu malum yerlere çekme hakkını birilerine vermez. Sansür karşıtlığı adı altında her türlü genel ahlak kavramına savaş açan bir takım çevreler, internet ortamında meydana getirmek istedikleri anarşist dünya için sürekli bir arayış içindeler.
Az önce bağlantısını paylaştığım "Google engelleme(me)si" başlıklı yazıya da Sedat Kapanoğlu'nun komik yazısını koydukları gibi, savundukları çoğu şeyde çelişkiler var. 1999'den beri sahip olduğu web sayfasında alenen FAŞİST bir yönetim sergileyen Sedat Kapanoğlu, kendi sitesine bile demokrasi ve özgürlüğü getirmekten acizken, çıkıp "sansür karşıtı kahraman" rolüne bürünüyor. Ben buna gülüyorum.
Velhasıl-ı kelam:
1. Sansür karşıtı olduğunu söyleyenlerin büyük çoğunluğu, kasıtlı ve güdümlü hareketlere BİLİNÇSİZCE üye oluyor ve destek veriyor. Lütfen destek verdiğiniz deklarasyon, açıklama, kampanya ve benzeri girişimlerin niyetlerini iyi okuyun. Özellikle yöneticilere NELERE KARŞI olduğunuzu sorun. Her ortalığı ayağa kaldırdıklarında siz de zıplamayın.
2. Youtube'da bile varolan ahlakî temelli prensiplerin, Türkiyeli internet kullanıcıları tarafından kabul görmemesi çok büyük bir yenilgidir. Yüzyıllar boyunca en nazik, en müspet, en güzel hal/hareket/geleneklerin kaynağı olan bir kültürün çocukları olarak bizler silkinip kendimize gelmeliyiz.
Vesselam.
Edit: Az evvel Google'dan resmi bir açıklama benim de mail adresime düştü. "Aman efendim Google yasaklandı!" diye ortalığı velveleye verenlere ilk ağızdan gelen yalanlama. Tarihe not düşmek adına burada yayınlıyorum:
Merhaba,
Geçen birkaç haftalık süreçte Google Analytics'e erişimde zorluklar yaşadığınızı biliyoruz.
Google Analytics'in de dahil olduğu bazı Google servislerine erişimde yaşanan zorluklar, Türkiye'de halen devam etmekte olan YouTube yayın yasağıyla doğrudan ilişkilidir. Bu doğrultuda yapılan gerekli düzenlemelerle Google Analytics'in Türkiye erişiminin şu anda düzeltilmiş olduğunu memnuniyetle bildiririz.
Bu süreç boyunca gösterdiğiniz sabır için teşekkür ederiz.
Saygılarımızla,
Google Analytics Ekibi